Çocuğumu Nasıl Bir 'Kitap Kurdu' Yaparım?

Çocuğunuzun bir kitap kurdu olabilmesinin basit ve etkili yolları burada!

Siz çocuğunuza kitap okumaktan keyif alırsanız, o da kitap okumaktan keyif alacaktır. 13 Nisan 2022
Çocuk Kitabı Yazarı - Yaratıcı Yazı Eğitmeni Tülin Kozikoğlu
Siz hiç çocuğunuza bir arkadaşını sevdirmek için çaba sarf ettiniz mi? Sokağa çıkıp ona arkadaş aradınız mı? Filancanın ne kadar eğlenceli bir çocuk, falancanın ise onun için ne kadar faydalı bir dost olabileceği konusunda dil döktünüz mü? Peki o hâlde niçin bizlere her daim “en iyi dost olduğu” öğretilen kitapları çocuklarımıza sevdirmek, bir beyin yıkama operasyonu gerektiriyor?

Sanki ebeveynler, öğretmenler, yazarlar, çizerler, yayınevleri, kütüphaneciler, psikologlar, sivil toplum kuruluşları, bakanlıklar, belediyeler ve daha niceleri bir araya toplaşıp dev bir ordu kurmuş, çocuklara “kitap sevgisini aşılamak” için seferberlik harekatı içerisindeler! Sergilenen tabloda ilk göze çarpan olumsuzluk “aşılamak” kelimesi. Hangi çocuk aşıyı sever ki? İkincisi ise bu taarruz sahnesi. Niçin konu kitap okumak olunca, çocuk ve diğerleri diye iki ayrı cephe olduğu varsayılır? Yani daha ilk baştan çocuğun kitabı sevmediği ve sevdirmek için bir çaba sarf edilmesi gerektiği düşünülür? Kitap okumayı seven çocuğun ailesi bunu bazen kendilerine, bazen çocuğa ait bir başarı gibi dile getirir?

Kitap okumak da çocuk için oyun oynamak gibi içgüdüsel olamaz mı? Çocuk olmanın doğal bir parçası, günlük hayatın sıradan bir aktivitesi? Yani çocuk aslında kitap okumayı seviyor, ama bizim bu çabalarımız sonucu kitaptan uzaklaşıyor olabilir mi? Bizler çocuklarımıza kitap okumayı sevdirme telaşı içinde, hiç farkında olmadan onları aslen keyif aldıkları bir aktiviteden korkutup kaçırıyor olabilir miyiz? İşi oluruna bıraksak, acaba çocukların annelerini eteklerinden çekiştirerek oyuncakçı dükkanına sürüklermişcesine, ısrar kıyamet kitabevlerine sokacağı günler gelir mi?

Peki, iş nasıl oluruna bırakılır? Konuyla ilgilenmeyerek mi? Hayır, tabii ki ilgi şart fakat göstereceğiniz ilgi, ona ihtiyacı olan, yaşına ve zevkine uygun kitapları temin etmek ve kitapla ilişki kurma sürecinde yanında olmaktan ibaret.

Çözüm hep söylendiği gibi “sizin kitap okuyan bireyler olmanız”dan çok, “çocuğunuza kitap okuyan bireyler olmanız”da yatıyor. Yani siz bir kitap kurdu olmak zorunda değilsiniz. Size bu sevgi “aşılanamamış” olabilir. Ama “çocuğunuza kitap okumayı sevmeniz” şart, bu işin olmazsa olmazı. Söz konusu olan “kitap sevgisi” olunca maalesef üzüm üzüme baka baka kararmıyor. Yani siz koltuğunuza geçip kalın kalın kitapları devirdikçe, çocuğunuz da “Kitap okumak keyifli bir iş herhalde. En iyisi ben de okuyayım” demiyor. Ancak siz çocuğunuzu yanınıza, kucağınıza alıp ona kitap okudukça, çocuk kitapla barışıyor. Amerikalılar boşuna “Okurlar ebeveynlerinin kucaklarında yetişir” demiyor.

Çocuklar içgüdüsel olarak hikâyeyle barışık oluyorlar, Yyani doğuştan seviyoruz hikaye dinlemeyi. Ve fakat kitap okumak edinilen bir zevk. Bu zevki edinebilmesi için çocuğumuza eşlik etmemiz, yani her gece 15 dakika kitap okumamız gerekiyor ve bunu çocuk henüz okumayı sökmeden çok önce, mümkünse doğduğu günden itibaren veya çocuk kucağınızda oturabilir duruma geldiği aydan itibaren yapmamız çok önemli.

Neden mi? Çünkü okumayı sökmek çok meşakkatli bir süreç. O güne dek sadece oyun oynamış, hoplamış, zıplamış bir çocuğa “Şimdi bu tanımadığın ortamdaki bu sandalyede 40 dakika otur ve bu tanımadığın kişinin tahtaya yazdığı şekilleri seslerle birleştirerek heceleri, kelimeleri, cümleleri oluştur” diyoruz. Sınıf yabancı, öğretmen yabancı, harfler yabancı! Oyun oynamak varken hangi çocuk bunlarla uğraşacak? Bunu niçin yapacak? Kitabı okuyabilmek için! Sonra da çocuğun kitabı sevmesini bekliyoruz. Onu oyundan alıkoyarak bu yabancı ortamda, bu sıkıntılı işi yapmaya mecbur bırakan o nesneyi, yani kitabı niçin sevsin ki çocuk?

Oysa henüz okula başlamadan önce, hatta yıllar önce kitap okuna okuna büyümüş bir çocuk hayal edin. Çocuk, bir oyuncakla dakikalarca kendi başına oyalanabilir. Ebeveyn o sırada ister bulaşık yıkasın, ister ofisten getirdiği işini yapsın fakat okumayı sökmemiş bir çocuğu kitapla baş başa bırakamazsınız. Kitap illaki bir yetişkin tarafından ulaşacak çocuğa. ama çocuğa kitap okuyan bir ebeveyn aynı anda ne bulaşık yıkayabilir ne de ofis işini yapabilir. Başka bir şey düşünemez bile. Tüm aklıyla, tüm fikriyle, tüm benliğiyle orada, çocuğunun yanında olmak zorundadır. Bir çocuk için ebeveyninin tüm benliğiyle yanında olmasından daha kıymetli ne olabilir? İşte o zaman kitap çocuğun zihninde ebeveyni tüm benliğiyle yanında kılacak kadar güçlü bir nesne olarak çok kıymetli bir yere yerleşiyor.. İşte o çocuk okula başladığında o güçlü nesneyi fethedebilmek için, yani okumayı sökebilmek için can atıyor, okumayı sökme süreci meşakkatli bir süreç olmaktan çıkıyor. Çocuğun okulla ilişkisi olumlu başladığı için akademik olarak her derste başarılı olma ihtimali artıyor.

Bir de okumayı söktükten sonrası var tabii. Çocuğun ilkokula başlamasıyla birlikte ebeveynler genellikle çocuklarını kitapla baş başa bırakma hatasına düşüyorlar. “Artık okumayı öğrendin, kendin okuyacaksın.”. Oysa çocuk henüz heceleyerek, kekeleyerek okuyor. Siz hangi filmi ağır çekimde izlemekten keyif alırsınız? Heceleyerek okuyan çocuk da kitaptaki öykünün heyecanını, edebi tadını deneyimleyemiyor. Çünkü tüm enerjisini heceleri sökmeye ve birleştirmeye harcıyor. İşte bu dönemde de çocuğumuzu kitaplarla yalnız bırakmamamız çok önemli. “Kitaplara bayılıyordu. Her gece beş kitap okuyorduk, okula başladı kitaplardan soğudu!” Ne çok duyuyoruz bu şikayetleri ebeveynlerden. Okulu suçluyorlar, öğretmenleri suçluyorlar. “Çocuğumu kitaplardan soğuttu” diyorlar. Oysa çocuk heceleyerek okuduğu bu dönemde kitaplarla baş başa kalmak istemediği için kitaplardan uzaklaşıyor.

Tam da bu sebeple, okumayı söken çocuklara da her gece 15 dakika kitap okumaya devam etmeliyiz. Sadece 1. sınıfta değil, 2. sınıfta, hatta 3. se 4. sınıfta da dizi, film izler gibi hikaye kitapları veya romanların her gece bir bölümünü okuyarak kitapları çocuğumuzla birlikte tamamlamalıyız. Çocuğun okumasının hızlanması için öğretmenin verdiği ödevler, ebeveynle geçirilen bu 15 dakikalara göz dikmemeli. Okumasının hızlanması için verilen ödevler çocuğun sorumluluğudur ve çocuk onu başka bir saatte yapmalıdır. 15 dakikalık okumalar ebeveynin sorumluluğudur ve bunu çocuğun uyku saatinden önce ebeveyn gerçekleştirmelidir. 15 dakikalık ebeveyn-çocuk okuma ritüeli, çocuğun ebeveyni artık yanında istemediği, yani kitabı yalnız okumaktan keyif aldığı yaşlara dek devam etmeli.

Çocuğumuza kitap okuma zevkini verme sürecini yüzmeyi öğretmeye benzetebiliriz. Çocuğunuza yüzme öğretirken onun karşısında keyifle yüzüp, “Bak, nasıl da eğlenceli! Haydi sen de yüz!” diyerek onu tek başına suya mı bırakıyoruz? Yoksa onunla birlikte suya girip, yüzmenin tekniklerini anlatıp ona destek olup onun kendisini güvende hissetmesine yardımcı mı oluyoruz? Ne zaman ki çocuk bizimle birlikte yeteri kadar kilometre yapıyor, yüzmek bir çaba olmaktan çıkıp keyfe dönüşüyor, işte o zaman çocuğu yalnız bırakıyoruz. çünkü artık yavrunuz tek başına suyun tadını çıkarmaya hazır. Çocuklarımızı kitapların da serin sularına bırakmak için, onların kitabı yalnız okumaktan zevk aldığı günlere dek beklemeye özen gösterelim.

Özetle, telaşa gerek yok. Formül aslında çok basit: Rahat olun ve bu süreçten keyif almaya bakın! Siz çocuğunuza kitap okumaktan keyif alırsanız, o da kitap okumaktan keyif alacaktır. Çocuğunuza onun yanında olmaktan ve onunla bu işi yapıyor olmaktan sonsuz bir keyif aldığınızı hissettirmek zorundasınız. Yani aslında “çocuğunuza kitap okumayı sevdirmek” olarak adlandırılan bu meşakkatli yolda dikkat etmeniz gereken bir diğer temel husus çocuğunuza aldığınız kitapları sizin de beğeniyor olmanız! Çünkü bu olumlu enerji sizin mimiklerinize, vücut dilinize, sesinize yansıyacak ve çocuğunuza da geçecektir. “Ben bu yaşta çocuk kitaplarını nasıl severek okuyacağım?” demeyin. İnanın, artık kitabevleri öylesine keyifli kitaplarla dolu ki, sizi de heyecanlandıracak örnekler bulmak hiç de zor değil. Doğru kitapları bulmak için kendi içgüdülerinize güvenin. Sizi eğlendiren kitaplar, çocuğunuzu da eğlendirecektir.

Ve işte, seçim yaparken ve bu keyifli kitapları çocuğunuzla paylaşırken içgüdülerinize eşlik edecek birkaç pratik öneri:

Çocuğunuz konuşmaya başlamadan önce:

* Bu yaşlarda çocuk için kitap bir oyuncaktan farksız. Yani bakarak ve dokunarak eğlendiği, dış dünyayı tanıdığı bir nesne. Bu sebeple küçük yaş çocuk kitaplarının fotoğrafları, materyali ve baskı kalitesi çok önemli. Çünkü çocuk ona bakacaktır ve dokunacaktır. Baktığı ve dokunduğu nesneden keyif almalıdır.

* Mümkünse müzikli, açılır kapanır kulakçıklı, kumaşlarla kaplı, delikli, pencereli öğelerle tasarlanmış oyuncaklı kitapları seçin.

* Bol resimli-az yazılı ilk dönem kitaplarını soru-cevaplarla okumak gerekir, zira bunlar öykü kitabından çok keşif kitabı niteliğindedir. Fakat soru-cevap seanslarını zeka testine dönüştürmek gibi bir yanlışa düşmeyin. Amacınız eğlenmek ve eğlendirmek, çocuğunuzun neyi bilip neyi bilmediğini öğrenmek değil.

* Okuma seanslarına sadece sesinizi değil, tüm vücudunuzu dahil etmekte fayda var. Kitaplardaki öyküleri tiyatrolaştırın. Ara sıra çocuğunuzun oyuncaklarını da bu dramatizasyona ekleyin. Onun küçük dünyasının tamamı bu sihirli sayfalarda buluşsun.

Çocuğunuz okumaya başlamadan önce:

* “Daha küçük, anlamaz” gibi bir yanılgıya düşmeyin. Çocuklar kaliteli kitaptan anlar! Çocuğunuzu, kendisini “çocuk kitabı” olarak tanımlayan her kitapla muhatap etmeyin. Ona sadece edebi ve estetik değeri olan kitaplar okuyun. Bozuk metinler, düşük kurgular, kötü resimlerle dolu kitaplar sıkıcı olur! Siz sıkıcı bir kitaba ne kadar tahammül edebiliyorsunuz?

* Resim-metin bütünselliği olan kitapları seçin. Bu yaş kitaplarında resmin metin için önemli bir tamamlayıcı olduğunu ve bu ayrılmaz ikilinin oluşturduğu gücü göz ardı etmeyin.

* Seçim yaparken kriterleriniz “eğlendirmek” ve “deneyimlemek” olsun. Yanılıp seçim kriterinizi “öğretmek” sanmayın. Her kitapta bir ders aramayın. Hatta fazlaca didaktik kitaplardan özellikle sakının.

* Bu yaşlarda çocuklar aynı kitabı defalarca okumak ister. Bu isteği göz ardı etmeyin. Çocuklar, bir kedinin yarasını iyileştirmek için yalaması gibi, gönlünde veya zihninde bir yaraya merhem olan kitapları tekrar tekrar okumak ister. O yara, kitaptaki kurgunun yardımıyla iyileşince de başka bir kitaba geçmeye hazır olur. Bu sürece saygı duyun.

* Kitapları doğru tonlamayla ve tiyatrovari bir şekilde okumaya özen gösterin. Bu yaşlarda geleceğin okurlarını yetiştirdiğinizi unutmayın. Ne ekerseniz onu biçersiniz. Çocuğunuz okumayı söktükten sonra:

* Kaliteli kitap sunmanın önemi, çocuk kendisi okumaya başlayınca daha da artar çünkü artık o bir fatihtir ve fethettiği diyarlar eğlenceli ve heyecan dolu olmalıdır ki yeni fetihlere karşı açlığı devam etsin.

* Çocuğunuz “sıkıcı” diyorsa ona inanın ve asla o kitabı okuması için ısrar etmeyin. Her sıkıcı kitap çocuğu kitap dünyasından uzaklaştıran güçlü bir silahtır!

* Kitaplar çocuklarda aşı görevi görür. Öyküdeki kahramanın başına gelen sorunu çözme şekli üzerinden okur ve o soruna karşı aşılanır. İleride kendisini benzer bir sorunla karşı karşıya bulduğunda artık aşılıdır, travmatize olmaz. Dolayısıyla sorun-çözüm ilişkisi sağlam kitaplar okumasına özen gösterin.

* Çocuğunuza kitap okumaya devam edin. Okumayı sökmesi, sizinle yaşadığı keyifli kitap okuma seanslarından yoksun kalmasına sebep olan bir cezaya dönüşmesin.

* Ceza olarak okuma vermeyin. “Çabuk odana git ve kitabını bitirene kadar oradan çıkma!” gibi cümleler evinizden uzak olsun.

Çocuğunuz artık bir “okur” olduğunda:

* Artık zevkleriniz ayrılabilir. Sizinle aynı kitapları beğenmesini beklemeyin. Onun zevkini tanımaya, okumaya çalışın.

* Sadece sizin beğendiğiniz veya önemsediğiniz konularda kitaplar okumayabilirler ama siz yine de okuduklarını mümkün olduğunca takip etmeye çalışın. Çocuğunuzun seçtiği kitaplardaki görüşler sizinkilerden farklı olabilir. Bu kitabın niteliksiz olduğunu göstermez.

* “Ölmeden önce okunması gereken kitaplar” listenizi okumasını beklemeyin. Sizin ısrarla okumasını istediğiniz bir kitabı belki o hiçbir gün okumayacak ya da sizin okumasını istemediğiniz bir kitabı üç kez okuyacaktır. Çocuğunuza hangi kitabın hangi pencereyi açacağını bilemezsiniz. Onun içgüdülerine güvenin.

TÜLİN KOZİKOĞLU
Çocuk Kitabı Yazarı - Yaratıcı Yazı Eğitmeni


Önemli Hatırlatma: Bu içerik ilgili uzman danışman tarafından izleyicilerimizi bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Kendinizin veya çocuğunuzun sağlığı ile ilgili her konuda, bir tıp doktoruna veya çocuk eğitimi ve psikolojisi alanında çalışan uzmanlara danışmanızı tavsiye ederiz.

YORUMUNUZ / GÖRÜŞÜNÜZ

MESAJINIZ GÖNDERİLİYOR,
LÜTFEN BEKLEYİNİZ...

MESAJINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER. MESAJLARINIZ SAYFAMIZDA YAYIMLANMAYACAKTIR. YALNIZCA İÇERİK GELİŞTİRME AMAÇLI DEĞERLENDİRİLECEKTİR.

FORMDAKİ BAZI BİLGİLER EKSİK.
LÜTFEN GİRDİĞİNİZ BİLGİLERİ GÖZDEN GEÇİRİRMİSİNİZ...

GÖNDER