Çocuğu Yazmaya Nasıl Teşvik Edersiniz?

Çocuklar ve okuma kültürü söz konusu olduğunda genellikle akla gelen şey sadece okumak oluyor. Okuryazarlık, okumak ve yazmanın birbirini desteklemesiyle mümkün.

Yaratıcılık, aykırı düşünceyle yani sürekli deneyimin kurallarını bozacak şekilde düşünmeyle eşanlamlıdır. 29 Eylül 2022
Gülsüm Sezgin
Ebeveynler, çocuğum okusun istiyor. Öğretmen ve eğitimciler, okuma listeleri paylaşıyor. Sosyal medya, kitap önerileriyle dolu. Bütün bu okuma seferberliği içerisindeyse yazmak bazen kıyıda köşede kalabiliyor. Oysa çocukların okumadan çok önce öğrendiği şeydir hikâye kurgulamak. Anlattığınız masala kendilerinden bir şeyler katmaya bayılırlar. Her gece okuduğunuz kitabı, bir yerden sonra değiştirmeye başlarlar. “Hadi bir hikâye uyduralım” dediğinizde havalara uçarlar. Peki, çocuklardaki bu kurgulama iştahını nasıl besleyebiliriz, onları hayal etme ve yazma konusunda nasıl yönlendirebiliriz?

Gianni Rodari’den 5 öneri

Gianni Rodari, İtalya’nın en önemli çocuk kitabı yazarlarından biri. Bu kimliğinin yanı sıra hayatı boyunca pek çok okulda yüzlerce çocukla buluşmuş ve onlarla düş kurma oyunları oynamış bir eğitimci. “Düş Kurma Kuralları” isimli kitabında bu iki kimliği vasıtasıyla tecrübe ettiklerini aktarıyor. Anne-babalara, öğretmenlere ve çocuklarla birlikte hikâye kurgulamak isteyen herkese bazı pratik yöntemler öneriyor. Bu yazıda içlerinden seçtiğimiz 5 öneriyi ele alacağız.

YÖNTEM 1: Fantastik İkili

Rodari’ye göre bir öykü ancak “fantastik bir ikili”den doğar. Çocuklarla bir hikâye üretmeye başlamadan önce onlardan bir ikili oluşturmalarını isteyebilirsiniz. Ancak bu ikili, ilginç ve sıra dışı olaylar vaat edecek bir ikili olmalıdır. Yazara göre mesela at ve köpek, fantastik bir ikili değildir. Basit bir zoolojik sınıflandırma, heyecan vaat etmeyen bir ilişkilendirmedir. Hayal gücü bu ikiliye kayıtsız kalır. Oysa bu yöntemin püf noktası birbiriyle pek de alakalı görünmeyen bir ikili oluşturmak ve onların başına neler gelebileceğini hayal etmektir. Bu ikiliye bir amaç vermek, karşılarına bazı engeller çıkarmak, ardından da bu engelleri nasıl aşabileceklerini belirlemek çocukların bir olay örgüsü oluşturabilmesine yardımcı olacaktır. Rodari öğretmenken bu yöntemi nasıl tecrübe ettiğini bir örnekle anlatıyor. İki çocuğu tahtaya kaldırıyor ve onlardan birbirlerine bakmadan tahtanın iki yanına birer kelime yazmalarını istiyor. Dolap ve köpek ikilisi çıkıyor ortaya.

Böylece;
Dolaplı köpek,
Köpeğin dolabı,
Dolabın içindeki köpek,
Dolabın üstündeki köpek gibi pek çok farklı izlek oluşuyor.

Hayal gücünü gıdıklayan bu ikili netleştikten sonra geriye kalan şey onlara dair ilginç olaylar düşlemek ve bütün bir hikâyeyi tamamlamak oluyor. Rodari, “Bu aşamada öykü sadece bir hammaddedir. Onu tamamlanmış bir ürüne çevirmek için çalışmak yazarın işi olacaktır” diyor. Çocukların bu tekniği büyük bir zevk ve başarıyla uygulayacağına dair de güvence veriyor. “Siz yeter ki çocuklara müsaade edin” diyor.

YÖNTEM 2: Ya Şöyle Olsaydı?

Rodari hayal gücünü tarif etmek için Şair Wallace Stevens’dan ödünç bir tanımla başlıyor işe: “İmgelem, şeylerin olabilirliğini sağlayan zihinsel güçtür” diyor.

Şeylerin olabilirliğinin sınırlarını ise şu basit soru belirliyor: “Ya şöyle olsaydı?”

Rodari, hepimizin bildiği bir örnekle somutlaştırıyor: “Eğer adamın biri uyanır uyanmaz kendinin pis bir hamam böceğine dönüştüğünü görseydi ne olurdu?” Kulağa gayet mütevazı gelen “Ya şöyle olsaydı?” sorusu, böylece koskoca bir hayal dünyasının kapılarını aralıyor. Bir hikâye üretmeye yahut bir yazı yazmaya çalışan herkes -Nobel ödüllü yazarlar da dâhil- işe bu heyecan verici soruya cevap aramakla başlıyor.

Haliyle bu velut soru, çocukların hayal gücünü harekete geçirmekte de çok işe yarıyor.

Peki, nasıl yapacağız?

Rodari, tesadüfi şekilde bir fail ve fiil seçmekle işe başlamayı öneriyor.

Mesela;
Eğer bir timsah kapınızı çalıp sizden biraz biberiye isteseydi ne olurdu?
Eğer asansörünüz dünyanın merkezine gömülseydi ne olurdu?
Milano -biz bunu Ankara yapabiliriz- birden suyla çevrilseydi ne olurdu?
Rodari, bu soruları verdikten sonra çocukların hikâyenin geri kalanını başarıyla tamamlayabildiklerini, ürettikleri sıra dışı olay örgüleriyle hayal gücünün sınırlarını zorlayabildiklerini kendi tecrübeleriyle delillendiriyor.

YÖNTEM 3: Hikâyede Hatalar Yapma

Çocukların çok iyi bildiği, defalarca kez dinlediği bazı hikâyeler, masallar vardır. Onlara bu metinleri okurken ya da anlatırken zaman zaman bilinçli hatalar yapmayı belki siz de denemiş ve bunun nasıl eğlenceli bir şey olduğunu tecrübe etmişsinizdir. Bu hatalar çocukları hem kahkahalara boğar hem de “öyle değil, böyle” diye düzeltmeye ve sürece dâhil olmaya iter.

Anlatmak istediğimiz şeyi kitaptan örnek bir diyalogla somutlaştıralım:

“Bir zamanlar sarı başlıklı adında bir kız varmış.”
“Hayır, Kırmızı Başlıklı Kız!”
“Ha evet. Kırmızı Başlıklı Kız. Her neyse, babası onu çağırıp…”
“Hayır, babası değil, annesi.”
“Doğru, annesi onu çağırıp demiş ki: Rosina teyzene git ve onun…”
“Hayır, büyükannene git demiş, teyzesine değil!”

 Çocuklarla çokça vakit geçiren ve sohbet edenlerin iyi bildiği bu yöntemi, Rodari düş kurma yöntemi olarak da öneriyor. Ona göre yanlışları düzeltmenin verdiği eğlence, çocukları aynı zamanda kurgulamanın olanaklarıyla da tanıştırır. “Demek ki böyle değil, şöyle de olabilirmiş” dedikleri anda çocuklar da hayal kurmaya ve bir öykü üretmeye başlayabilirler.

Aynı şey, benzer bir mantıkla işleyen “Tersine Çevrilmiş Peri Masalı” oyunu için de geçerlidir. Burada da mesele her şeyi tersine çevirmektir. Mesela; Kırmızı Başlıklı Kız kötü, kurt iyidir; Pamuk Prenses ormanda yedi cüceyle değil, yedi devle karşılaşır.

Bu ve benzeri yöntemler sayesinde çocuklar bildikleri metinlerdeki adımları takip ederek bir kurgu oluşturabildiklerini görürler. Olayları ve kahramanları ters yüz etmekten gelen eğlence de cabasıdır.

YÖNTEM 4: Eski Oyunlar

Dünyanın pek çok yerinde bilinen eski bir oyun vardır. Bir kâğıt parçasına çeşitli sorular yazılır. Oyuncular, sırayla cevaplarını not eder ve diğerlerinin görmesini engellemek için de kâğıdı katlarlar. Sonunda kağıt açılır ve birbirinden bağımsız cevapların oluşturduğu absürt bütünlüğe gülünür. Ülkeden ülkeye bazı değişiklikler görülmekle birlikte sorular genellikle şöyledir:

Kimdi?
Neredeydi?
Ne yaptı?
Ne dedi?
Halk ne dedi?
Sonunda ne oldu?

Ortaya da şöyle gülünç bir metin çıkabilir:
Gizemli bir adam
Eğik Pisa Kulesi’nde
Çoraplar dikermiş.
“Üç kere üç kaç eder?” demiş.
Halk milli marşı söylemiş.
Ve üç-sıfır bitmiş.

 Bir anlam bütünlüğü yokmuş gibi görünse de bu rastgele kelimelerin oluşturduğu fantastik örgü, ilham vericidir. Çocuklar saçmalıkları çok eğlenceli bulur. Onlara yeterli düzeyde saçmalık verirseniz onu harika bir olay örgüsüne dönüştüreceklerinden emin olabilirsiniz.

YÖNTEM 5: Baş Kahraman Olarak Çocuk


Çocuklara bir şeyler anlatan herkes, onların dikkatini anlatıya çekmenin o mucizevi yöntemini bilir: Çocuğun kendisini başkahraman yapmak. Çocukların benmerkezciliğine hitap eden bu yöntem, onları hemen yakalayıp metnin içine katar.

Rodari’nin verdiği örnek diyalog tanıdık gelecek:

“Bir zamanlar Charlie adında bir çocuk varmış.”
“Benim gibi mi?”
“Senin gibi.”
“Benmişim yani.”
“Evet, senmişsin.”
“Peki, ne yapmışım?”
“Şimdi sana onu anlatacağım zaten.”

Bir anne ile oğlu arasında geçen bu diyaloga İtalyancada “imperfect” dendiğini anlatan yazara göre bu harika bir zaman kipidir. Çocuklar oyuna başmak için bu kipi kullanırlar: “Ben gardiyanmışım, sen kaçmışsın.”

Bu aynı zamanda birlikte kurgulamaya başlamak için de mükemmel bir yoldur. Böylece çocuk kişisel deneyimlerini kullanabilir. Kendi yakınlarını, mesela; dayısını, komşulardan birini ya da arkadaşını öyküye dâhil edebilir. Mekânları, bildikleri arasından seçebilir. Oluşturduğu bu tanıdık evren onun rahatça kurgulayabilmesi için de müthiş bir imkân sağlar.

Ve son olarak:

Yazmak eğlencelidir

Bütün bu yöntemlerle ilgili olarak temel felsefe, oyun ve eğlencenin merkezde olması gerektiğidir. Hedefi “çocuklara yazmayı öğretmek” şeklinde belirlemek ve meseleye “giriş, gelişme, sonuç nedir?” gibi kalıp sorularla başlamak, çocuklarla yazmak arasına bir mesafe koymak demektir. Oysa olması gereken çocukların özgürce kahkahalar attığı, hayal güçleriyle değer gördüğü, saçmalama konusunda geniş bir yetkiye sahip olduğu yöntemlerle işe başlamaktır.

 Marta Fattori, “Eğitim ve Yaratıcılık” kitabında yaratıcılık kavramını şöyle tanımlıyor: “Yaratıcılık, aykırı düşünceyle yani sürekli deneyimin kurallarını bozacak şekilde düşünmeyle eşanlamlıdır.”
Çocuklar için deneyimin kurallarını bozmak eğlencelidir. Çünkü onlar şaşırmak isterler. Alışıldık olmayan, rutini kıran şeylere dikkat kesilirler. “Çocukların menfaatine olan şey, tuhaflık olanaklarını kısıtlamamaktır” der Rodari. Bunun için yazmak ve çocuk söz konusu olduğunda yapılması gereken onlara sorularla, oyunlarla bir yol açmak ve neler yapabildiklerini hayranlıkla seyretmektir.



Önemli Hatırlatma: Bu içerik ilgili uzman danışman tarafından izleyicilerimizi bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Kendinizin veya çocuğunuzun sağlığı ile ilgili her konuda, bir tıp doktoruna veya çocuk eğitimi ve psikolojisi alanında çalışan uzmanlara danışmanızı tavsiye ederiz.

YORUMUNUZ / GÖRÜŞÜNÜZ

MESAJINIZ GÖNDERİLİYOR,
LÜTFEN BEKLEYİNİZ...

MESAJINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER. MESAJLARINIZ SAYFAMIZDA YAYIMLANMAYACAKTIR. YALNIZCA İÇERİK GELİŞTİRME AMAÇLI DEĞERLENDİRİLECEKTİR.

FORMDAKİ BAZI BİLGİLER EKSİK.
LÜTFEN GİRDİĞİNİZ BİLGİLERİ GÖZDEN GEÇİRİRMİSİNİZ...

GÖNDER