Ekran Bağımlılığı Çocukları Nasıl Etkiliyor?

Program seçerken, çocuklarımızın fikrinin alınması, kendilerine olan öz güveni güçlendirir.

İzlediklerinizi olumlu ve olumsuz özellikleriyle üzerinde konuşarak değerlendirmeniz oldukça önemli. 21 Aralık 2017
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aydan Özsoy
Çocuk denilince toplumsal yaşamda belirli bir dönemi, kimliği ve özellikleri barındıran bireyi tarif ederiz. Çocuk, aynı zamanda yetişkinler ve toplumsal kurumlar tarafından da korunması, kollanması gereken en küçük birey. Çocukluk çağında, sosyalleşme ve iletişim kurma becerisinin arttığı ve karmaşık hale gelmeye başladığı dönem oldukça önem taşıyor. 

Günümüzde teknoloji ve iletişim alanında yaşanan hızlı gelişmeler ve modern yaşamın dinamikleri, iletişim karmaşıklığını her geçen gün artırırken, yetişkinler ve çocuklar için de zorlaştırıyor. Çocuğun oyun kültürüyle başlayan sosyalleşme süreci; yaşının büyümesi, becerilerinin ve ihtiyaçlarının artmasıyla çeşitleniyor. 

Çağdaş anlatıcı televizyon, çocuklar için en etkili ve tercih edilen eğlence araçlarından biri olmaya devam etse de, gittikçe artan oranda evde, okulda ve sosyal yaşamda elektronik medyalar ile iletişim kuran, sanal dünyada var olan çocuk ve genç kuşak ile karşı karşıyayız. Tabletleri ve cep telefonları bedenlerinin parçası olmuş, arama motorlarından hızla bilgi toplayan ve kullanan, sosyal medyanın diliyle; kısa, simgesel ve esprili konuşmaya çalışan, görsel kültürün hedefi ve tüketicisi konumundaki bir kuşak; Z kuşağı.  Bu kuşağın televizyon deneyimleri de çok çeşitli, hızlı ve hareket halinde. Yoğun olarak takip ettikleri şeyler kimliğinin simgesi, izledikleri yıldızlar rol modelleri haline gelebiliyor. 

Kolay ve her yerde ulaşılabilirlik sayesinde ekranlardan kopmayan çocuklar için en önemli sorun; gerçeklik algısının bozulması. Çocuklara kurmaca gerçeklikler içinde sunulan içerikler, onları somut yaşam pratiklerinden ve gerçekliklerinden uzaklaştırıyor. En önemlisi; tek yöne evrilmiş (yöndeşmiş) bu çoklu medya ortamlarında hazırlanan içerikler, birbirlerine çok benziyor ve çocukları tektipleştirerek, otomatlaştırıyor.

Ayrıca yetişkin ve çocukların ‘her an izleme/izlenme, takip etme/edilme, gözetleme/gözetlenme pratikleri içinde yapay bir ‘güç’ paranoyası’ yaşadığı da bir gerçek. Teknoloji sayesinde edinilen bu sahte ‘güç’ algısı büyük küçük hepimizi bir hortum misali içine çekiyor.

Ekran esareti yüzünden çocukluğu yok olmuş; sokakta oyun oynamayı unutmuş, aile içinde, sosyal yaşamda çok az konuşan, kendini ifade eden, yaşam becerileri gelişemeyen, gerçeklik algısı sürekli kırılan çocuk ve gençlerimiz, gerçek yaşamda ne kadar güçlü olabilirler? Küçük ama etkili adımlar atarak bu tür çocuklar için bir şeyler yapabiliriz. Ebeveynler olarak önce ekranlarla olan ilişkimizi, bağımlılığımızı sorgulamalı, öz eleştiri yapmalıyız. TV ve elektronik medya ekranlarındaki çocuğa sunulan içerikler hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Sizin veya çocuğunuzun takip ettiği içerikleri, onunla seyretmeniz, olumlu ve olumsuz özellikleriyle üzerinde konuşarak değerlendirmeniz oldukça önemli. Bu aynı zamanda aile içinde tartışma kültürünü geliştirir. Özellikle şehirlerde yaşayanların yaygın sorunu yeterince birlikte zaman geçirememe sorununu da hafifletir, bireyselleşen ekran deneyimlerini çoğullaştırır.

İzlenecekler programlara birlikte karar verilmesi önem taşır. Program seçerken, çocuklarımızın fikrinin alınması, kendilerine olan öz güveni güçlendirir. Aile ile bir arada izlemeye olan inancı artırır.

Sınırlandırma ve dengeli kullanımdan başlayarak, çocuklarımızın ekran pratiklerini kontrol etmeli, edebilme bilgi ve becerisine sahip olmak için çaba göstermeliyiz. Medya ve teknoloji okuryazarlığı özelinde çoklu okur yazarlıklar bilincini toplum geneline yayarak geliştirmeliyiz. Çocuklarımızdan hareketle geleceğimiz adına ekran deneyimlerimizi daha sağlıklı hale getirebilmek için bir kısmını aktardığımız çözüm önerilerini inanarak uygulamaya çalışmalı, hızla değişen toplumsal yaşam ve koşullara bağlı olarak değişimin süreceğini unutmadan, tartışmayı bırakmamalıyız.  Bu alanda sorumluluğu bulunan tüm kişi ve kurumlar birlikte hareket ederek farkındalık yaratabilir.

Kaynaklar:
Gültekin Akçay, Zeynep. (2017). “Televizyon Dolayımıyla Melezleşen Çocuk Oyunları”, Sivas Cumhuriyet Üni. BAP Projesi, İLT 02 Kodlu.  
Postman, N. (1995). Çocukluğun Yok Oluşu, (K. İnal, Çev). Ankara: İmge Kitabevi Yayınları.
Timisi, N. (2011). Elektronik Bakıcı: Televizyon Çocuk İlişkisine Genel Bir Bakış, İstanbul: Derin Yayınları.  


Önemli Hatırlatma: Bu içerik ilgili uzman danışman tarafından izleyicilerimizi bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Kendinizin veya çocuğunuzun sağlığı ile ilgili her konuda, bir tıp doktoruna veya çocuk eğitimi ve psikolojisi alanında çalışan uzmanlara danışmanızı tavsiye ederiz.

YORUMUNUZ / GÖRÜŞÜNÜZ

MESAJINIZ GÖNDERİLİYOR,
LÜTFEN BEKLEYİNİZ...

MESAJINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER. MESAJLARINIZ SAYFAMIZDA YAYIMLANMAYACAKTIR. YALNIZCA İÇERİK GELİŞTİRME AMAÇLI DEĞERLENDİRİLECEKTİR.

FORMDAKİ BAZI BİLGİLER EKSİK.
LÜTFEN GİRDİĞİNİZ BİLGİLERİ GÖZDEN GEÇİRİRMİSİNİZ...

GÖNDER