Çocuğunuza Küçük Düşürücü Sözler Söylemeyin!

Çocuğunuza aşağılayıcı, küçük düşürücü ve değersizleştirici sözler söylemeyin.

Çocuğa yapılan duygusal veya psikolojik istismar, çocuğun duygusal gelişimini veya kendine değer verme duygusunu zedeleyen davranışlar bütünüdür. 18 Ağustos 2022
Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Çakıroğlu
Çocuğa yapılan duygusal veya psikolojik istismar, çocuğun duygusal gelişimini veya kendine değer verme duygusunu zedeleyen davranışlar bütünüdür. Duygusal istismara eğilimli kişiler; çocuğun duygusal gelişimi, güvenlik ve aidiyet duygusu için gerekli olan sevgi dolu dokunuştan onu mahrum bırakabilir. Çocuğun duygusal istismarı çeşitli şekillerde olabilir. Hakaretler, küçük düşürücü sözler en sık karşılaşılan halleridir. Duygusal istismar yapmaya eğilimli olan ebeveyn ya da bakım veren genellikle sözcükleri kullanır; aşağılar, küçük düşürecek ve değersizleştirecek sözler söyler. Eylemler ve eylemlerin eksikliği de istismar edici olabilir. Bir ebeveyn veya bakım veren, çocuğa sevgi göstermediğinde, istendiğini, güvende olduğunu, değerli olduğunu ona hissettirmediğinde duygusal yoksunluk yaratmış olur.

Duygusal istismar nedir?


Çocuğu toplum içinde küçük düşürmek, çocuktan hoşlanmadığını ya da nefret ettiğini açıkça kabul etmek, ağır cezalar vermek, gerçekçi olmayan beklentiler içinde olmak, duygusal olarak mesafeli ya da kayıtsız olmak duygusal anlamda istismarın varlığını gösteren davranışlardır. İstismarın sadece çocuğun ebeveynleri tarafından yapılmadığı, yaşamındaki diğer kişilerin de duygusal olarak istismar edici olabileceği unutulmamalıdır. Bir çocuğun; bir bakıcı veya aile üyesi tarafından istismara uğrama olasılığı daha yüksek olsa da herhangi bir otorite figürü de istismar edici olabilir. Çocuğun evde aile içi şiddete maruz kalması, istenmemesi, ebeveynin alkol kullanım bozukluğunun olması, sürekli bağıran, tehditler savuran bir bakıcı ya da sınıf içinde çocukla dalga geçen bir öğretmen duygusal istismar yaşandığına dair örneklerdir.

Duygusal istismar; fiziksel, cinsel istismar veya ihmal ile birlikte ortaya çıkabilen, tanınması en zor istismar biçimlerinden biridir. Çoğu zaman yavaş yavaş çocuğun özgüvenini, güvenlik ve aidiyet duygusunu aşındırır. Diğer istismar türleri gibi, çocuğun duygusal istismarı da uygulayanın güç ve kontrolü ile ilgilidir. İstismarda bulunan kişi, duygusal olarak incitici ve zarar verici sözler ve eylemler kullanarak çocuğu manipüle eder, kontrol eder ve çocuğu güçsüz bırakır. Duygusal istismar yaşamak, artan hastalık oranları ve ruh sağlığı bozuklukları dahil olmak üzere yıkıcı kalıcı etkilerle bağlantılıdır.

Nasıl anlaşılır?

Duygusal istismarı tespit etmek, diğer çocuk istismarı biçimlerinin tespitinden daha zor olabilir. İstismar çocuğun evinin sınırları içinde, genellikle dışarıdan bir tanık olmadan gerçekleşir. Fiziksel istismarda olduğu gibi istismarın gerçekleştiğine dair açık, dışa dönük herhangi bir işaret olmayabilir. Bazen bir çocuğun davranışı bir sorun olduğunu gösteren tek şeydir. Yaşlarına göre daha çocuksu/bebeksi veya çok olgun davranmak gibi gelişimsel olarak uygun olmayan davranışlar, dramatik davranış değişiklikleri istismarın işareti olabilir. Ek olarak, bir çocuk sosyal veya akademik olarak sorun yaşamaya başlayabilir. Duygusal istismarın belirtileri olabilecek davranışlar şunları içerir; kaygı, depresyon ve/veya kaçınma, akademik performansın düşmesi, gecikmiş duygusal gelişim, kendilerine veya diğer insanlara zarar verme arzusu, diğer yetişkinlerden umutsuzca sevgi arama, gelişimsel gerileme (örneğin, yatak ıslatma), bilinen bir neden olmaksızın baş ağrısı, karın ağrısı veya diğer somatik semptomlarla ilgili sık şikayetler, sosyal faaliyetlere veya diğer ilgi alanlarına karşı ilgi kaybı, kendine güvensizlik.

İstismara uğrayan bir çocuğun, onları istismar eden yetişkin bakıcıya bağlanmayacağını varsayabilirsiniz ancak bu her zaman bu böyle değildir. Hayatta kalmak için çocukların bakım verenlerine bağlarının oluşması kaçınılmazdır. Çocuklar genellikle kendilerini istismar eden kişiye sadık kalırlar. Ebeveyn-çocuk ilişkileri karmaşıktır ve çocuklar, bakıcıları istismarcı olsa bile genellikle ebeveynlerinin onayını ve sevgisini isterler. Ayrıca, istismar ortaya çıkarsa olacaklardan korkabilirler. Duygusal olarak istismara uğramış bir çocuk lakaplara sahip olmanın, ağır bir şekilde eleştirilmenin veya sevgiden mahrum edilmenin normal bir yaşam biçimi olduğunu düşünebilir. İstismarı kimseye söylemeyebilirler çünkü yaşadıklarının normal aile davranışlarını temsil ettiğine inanırlar. Ek olarak, utanabilirler veya bunun kendi hataları olduğunu düşünebilirler.

Çocukken duygusal istismara maruz kalmak, bir kişinin bir çocuğun duygusal istismarına katılma riskini artırır. Diğer risk faktörleri arasında sosyal izolasyon veya geniş aileden ayrılma, travma sonrası stres bozukluğu veya depresyon gibi fiziksel veya zihinsel bir hastalığa sahip olmak, uyuşturucu veya alkol kullanmak veya ekonomik stres, işsizlik veya yoksullukla uğraşmak yer alır. Diğer risk faktörleri arasında bir aile krizi veya aile içi istismarına maruz kalma veya evlilik çatışmaları yaşama gibi aile stresi; çocuğa karşı kıskançlık, öfke veya küskünlük hissetmek; ebeveynlik becerilerinden veya çocuk gelişimi anlayışından yoksun ya da gelişimsel ya da bedensel engelli bir çocuğu yetiştirmek yer alabilir. Tabii ki, bu durumlardaki tüm insanlar duygusal olarak istismarcı değildir. Bir çocuk duygusal istismara uğrarken bu duruma dahil olmak , kasıtlı olsun ya da olmasın, istismarda bulunan kişinin yaptığı bir seçim olduğu unutulmamalıdır.

Etkileri nelerdir?

Herhangi bir biçimde çocuk istismarının sonuçları şiddetli olabilir ve etkileri genellikle yetişkinlikte de devam eder. Bir çocuk genellikle istismardan kendisinin sorumlu olduğuna ve bunu sevilmeye layık olmadığı için yaşadığına inanır. Duygusal istismar çocuğun hayatındaki duygusal bağları olumsuz yönde etkileyebilir. Erken çocukluktaki bağlanma sorunları, yetişkinlikteki güvensiz bağlanmalara sebep olabilir. Duygusal istismara maruz kalan çocukların akran ilişkileri zayıf olabilir, yakın ilişkilerinde sorunlar yaşayabilir ve çatışmaları çözümlemede zorlanabilir, hatta saldırganlaşabilirler. Çocuklukta yaşanan duygusal istismarın, genç yetişkinlik döneminde suç içeren davranışlara ve cinsel saldırganlığa sebep olabileceği bilinmektedir. Okulda ve akranlarla olan uyum sorunları duygusal istismara uğramış çocuklar arasında daha yaygın görülebilir.

Uygun psikolojik ve psikiyatrik müdahaleler olmadan, çocukken istismara uğramış kişilerin çocuklarını istismar etme olasılığı, istismara uğramamış kişilere göre daha fazladır. İstismarı durdurmak ve çocuğun yaşadığı travma ile başa çıkmasına ve işlemesine yardımcı olmak, istismar döngüsünün bir sonraki kuşağa devam etme olasılığını azaltabilir. Çocukken duygusal istismara maruz kalan gençlerin, depresyon veya anksiyete gibi yetişkinliğe kadar sürebilen en az bir ruh sağlığı hastalığı teşhisi konması daha olasıdır. Duygusal istismar öyküsü olan kişilerin intihara teşebbüse kadar varabilecek, kendine zarar verme davranışlarının olması çok daha olasıdır. Duygusal istismar sadece bireyler ve aileler üzerinde olumsuz bir etki yaratmaz; aynı zamanda toplumu bir bütün olarak zorlar. İstismarın sonuçları sağlık ve sosyal bakım sistemlerine yük getirir. Eğitimde düşük başarı, artan suç oranları ve ruh sağlığı hizmetlerine duyulan ihtiyaç nedeniyle maddi ve manevi yönden maliyetlidir. Yine de duygusal istismar öyküsü olan herkes yaşam boyu yara izleri taşımaz. İstismarın süresi, şiddeti ve başlama yaşı ile kişisel başa çıkma becerileri ve çocuğa sunulan destek kaynakları etkili diğer faktörlerdir. Örneğin, hayatlarında kendilerini destekleyen başka yetişkinlere sahip olmak da istismarın olumsuz etkilerini dengeleyebilir.

Nasıl müdahale edilir?

Bir ebeveyn çocuğunun bir başkası tarafından duygusal olarak istismar edildiğini düşünüyorsa, müdahale etmek için adımlar atması önemlidir. Çocuğu güvende tutmak için sosyal hizmetlerden ve/veya polisten profesyonel yardım almak gerekebilir. Duygusal istismar varsa yardım istemek hem istismar eden hem de çocuğun ruh sağlığı için önemlidir. Ortaya çıkan duygusal ve davranışsal sorunları çözümlemek için sonrasında psikoterapi desteği ihtiyacı ortaya çıkabiir.

Bir çocuk duygusal olarak istismara uğruyorsa, yapılması gereken ilk müdahale çocuğun güvenliğini sağlamaktır. İstismarın bittiğinden emin olunmalıdır. Sonrasında istismara maruz kalmış çocuklar ve yetişkinler, genellikle bir ruh sağlığı uzmanıyla yapılan terapiden yararlanır. Yaşadıkları duygusal olarak ele alındıktan sonra, iyileşme sürecine başlanabilir. Sağlıklı başa çıkma mekanizmaları, sosyal beceriler ve çatışma çözümü öğretilebilir. Duygusal istismarın etkileriyle baş etmek bazen biraz zaman alabilse de, başka bir yetişkinle olumlu bir ilişki kurmak gibi koruyucu etkisi olabilecek bazı faktörler vardır. Örneğin şefkatli bir ebeveyn, büyükanne veya bir öğretmenin desteği, duygusal istismarın bazı olumsuz etkilerini önleyebilir. İstismara uğramış bir çocukla ilişkiniz varsa, destekleyici ve şefkatli bir yetişkin olarak yaşadığı bu durumla başa çıkmasına yardımcı olabilirsiniz. Birlikte zaman geçirip onu cesaretlendiren, değerli hissettiren ihtiyaç duyduğu sevgi dolu ve tutarlı yetişkin olabilirsiniz. Kendisini istismar eden kişinin sözleri ve eylemleriyle tanımlamaması için, önce güçlü yönlerini fark etmesini sağlayarak, yaşamıyla ilgili yeni hedefler belirlemesi için ona yol gösterici olabilirsiniz.

Dr. Öğretim Üyesi Süleyman Çakıroğlu
Çocuk ve Genç Psikiyatristi
Altınbaş Üniversitesi Tıp Fakültesi


Önemli Hatırlatma: Bu içerik ilgili uzman danışman tarafından izleyicilerimizi bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Kendinizin veya çocuğunuzun sağlığı ile ilgili her konuda, bir tıp doktoruna veya çocuk eğitimi ve psikolojisi alanında çalışan uzmanlara danışmanızı tavsiye ederiz.

YORUMUNUZ / GÖRÜŞÜNÜZ

MESAJINIZ GÖNDERİLİYOR,
LÜTFEN BEKLEYİNİZ...

MESAJINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER. MESAJLARINIZ SAYFAMIZDA YAYIMLANMAYACAKTIR. YALNIZCA İÇERİK GELİŞTİRME AMAÇLI DEĞERLENDİRİLECEKTİR.

FORMDAKİ BAZI BİLGİLER EKSİK.
LÜTFEN GİRDİĞİNİZ BİLGİLERİ GÖZDEN GEÇİRİRMİSİNİZ...

GÖNDER