Televizyonu mu Yoksa Babanızı mı Daha Çok Seviyorsunuz?

Aileler için ev mahrem bir bölge, toplumsal alanı dışında, özel sınırları bulunan bir alandır. Buna karşın özellikle televizyon her ailenin en mahrem alanına kadar girmiş durumda olarak; her bireyle aile üyelerinden daha uzun süreli bir etkileşim halindedir.

Aileler için ev mahrem bir bölge, toplumsal alanı dışında, özel sınırları bulunan bir alandır. Buna karşın özellikle televizyon her ailenin en mahrem alanına kadar girmiş durumda olarak; her bireyle aile üyelerinden daha uzun süreli bir etkileşim halindedir. 16 Şubat 2018
Marmara Üni. İletişim Fak. Gazetecilik Bl. Yayıncılık Yönetimi Anabilim Dalı Bşk. Yrd. Doç. Dr. Kübra Güran Yiğitbaşı

Günümüz çocukları, doğdukları andan itibaren pek çok farklı medya mecrasından akan mesajlarla çepeçevre durumdalar. Dijital yerliler olarak da adlandırılan yeni nesil çocuklar, işte bu nedenle önceki nesillerden medya kullanımı ve algısı noktalarında önemli ölçüde ayrılmaktalar. Pek çok yetişkin, hayatlarının belirli bir döneminden ya da belirli bir yaştan sonra günümüz medya araçlarıyla tanışmıştır. Dolayısıyla, yetişkinlerin hayatına sonradan girdiğinden, bu iletişim araçlarının kullanıcısı olmakta zorlandıkları hepimizin malumu. Oysa özellikle 2000 yılı ve sonrasında doğan kuşak, teknoloji temelli bir dünyanın içine doğduğundan, çok küçük yaşlarından itibaren bu iletişim araçlarıyla  haşır neşir olarak hayatlarını sürdürmekteler. Akıllı telefonlar, tabletler ve mobil cihazlar çocuklar için gündelik hayatlarının bir parçası olan diğer eşyalar gibi artık çok daha ulaşılabilir durumda. Üstelik çocuk hedef kitleye göre yayın yapan kanalların mesajları yanında, sadece yetişkinler için hazırlanan pek çok yayına da rahatlıkla ulaşarak, erken yaşta negatif içeriklere maruz kalmaktalar.

Açıkça görüldüğü gibi geçmişte çocuğun hayatında aile ve arkadaşların kapladığı yeri, günümüzde başta televizyon olmak üzere iletişim araçları almış durumda. Bu konuyla ilgili çok çarpıcı ve düşündürücü bir gerçeği şu araştırma sonucu bize gösteriyor: Amerika’da 4-6 yaş arası çocuklar üzerinde gerçekleştirilen bir ankette  “Hangisini daha çok seversiniz? Televizyonu mu yoksa babanızı mı?” sorusuna çocukların %54’ü televizyon yanıtını vermişlerdir. (Kutoğlu, 2011,105) Yine yapılan benzer araştırmalara göre, boş vakitlerinde çocukların en çok yapmaktan hoşlandığı şey televizyon izlemektir; üstelik çocuklar televizyonun kendilerini olumsuz etkilemediği inanç ve algısına da sahiptir.

Gerçek şu ki, toplumun değer yargılarını ve normlarını bireylere aktarma/kazandırma süreci olan toplumsallaşma, da günümüzde artık daha çok sözünü ettiğimiz iletişim araçlarının başında sayabileceğimiz televizyon tarafından gerçekleştiriliyor. Böylece çocukları, topluma uyum sağlama ve toplumsal, kültürel bir çevreye hazırlama işlevi de adeta aileler ve eğitimcilerden çok çağımızda televizyona düşüyor. Televizyon, gerek her evde bulunabilmesi ve hatta birden fazla sayıda kimi zaman çocukların odalarında bile yer alıyor oluşu, gerek televizyon izlemenin herhangi bir uğraş, bilgi gerektirmemesi, gerekse boş zamanları geçirmenin en kolay yolu olması nedenleriyle tercih ediliyor. Yönlendirilmeye en açık hedef kitle olan çocuklar ise kendilerine yönelik hazırlanan yayın içerikleri yoluyla onlardan beklenen davranışları, ait oldukları toplum ve kültürün beklediği rol ve görevleri, aileler istese de istemese de televizyondan öğrenebiliyorlar. Çocukların iletişim/medya araçlarıyla bu denli iç içe yaşamasının adeta kaçınılmaz olduğu bir çağda, bu medya mecralarındaki çocuğa göre hazırlanan içerikler çok daha fazla önem kazanıyor.

Toplumda çocukluk dönemi ideal bir yetişkin olmak için atılan ilk adım olarak görülür.  Buradan hareketle, maruz kaldıkları her içeriğin çocukların anlam dünyasında yetişkinliğinde karşısına çıkabilecek bir iz bırakacağını varsaymak mümkündür. İşte bu nedenle, çocuğunu yetiştirme ve kendince önemli saydığı değerleri benimsetme amacında olan ebeveyn, kendisinden daha da yoğun bir biçimde televizyonun böyle bir fonksiyonu üstlenebileceğinin farkında olmalıdır. En az aile bireyleri ve eğitimciler kadar televizyonun da çocuk üzerinde etkisi olduğunun bilincinde olmalıdır. 

Aileler için ev mahrem bir bölge, toplumsal alanı dışında, özel sınırları bulunan bir alandır. Buna karşın özellikle televizyon her ailenin en mahrem alanına kadar girmiş durumda olarak; her bireyle aile üyelerinden daha uzun süreli bir etkileşim halindedir. Yetişkin bir birey olabilme sürecinde kişiliğini ve toplumun değer yargılarını çocuk, ailede ve evde temellendirse de çoğu zaman televizyondan iletilen mesajlar sorgulanmaksızın doğru olarak kabul ediliyor. Kaldı ki televizyon mesajlarının doğru kabul edilmesinin yanı sıra, çocukların ilgileri, beklentileri, düşünceleri şekilleniyor; kimi davranış kalıplarının öğrenilmesi ve benimsenmesi de mümkün hale geliyor. Özellikle çocukların, çizgi filmlerde izlediği karakterle özdeşleşmesi doğal bir süreç olmasına rağmen, karakterlerin uygunsuz, ortaya koydukları davranış ve sözlerin özensiz olması ve karakterin çocuğun yaşına göre olmaması özdeşleşme konusunda sorunlar da yaratabiliyor. 

Ailelere ne gibi görevler düşüyor diye düşündüğümüzde, akla gelen ilk ve en önemli nokta,  bilinçli bir medya kullanıcısı olmak. Çocukların maruz kaldığı içeriği onlarla birlikte izleyerek verilen mesajlar, davranış kalıpları, temel mantık, dil gibi konularda alt metni anlamaya gayret etmek gerekiyor. Eğlendirme amaçlı ve çok masum gibi görünen her kurgunun altında yatabilecek ticari ya da ideolojik amaçlar bulunabilme ihtimalini göz ardı etmemekse bir diğer önemli nokta.  Çocuğun yaşına göre onunla medya içerikleri hakkında konuşmak, ona örneğin reklamların ne amaçla hazırlandığının, arkasında ne gibi amaçlar yattığının yaşına uygun şekilde anlatılması pek çok açıdan çocuğa farklı bir bakış sağlayabiliyor. Televizyonda izlenen çocuk kanallarının ve içeriklerin özenle seçilmiş olması ve aile tarafından izleme süresinin sınırının konması da bir diğer öneri olarak sayılabilir.  Evde gün içinde uyuma zamanına kadar, izlenmese bile sürekli açık bulunan televizyonlardan vazgeçilmesi, zaman kısıtlamasına giderek, seçilen kanalların, seçilen çizgi film ve yapımların izlendikten sonra kapatılması, çocuğun televizyon izleme alışkanlığının denetimi ve kontrolünü sağlayacak bir yol olabilecektir.




Önemli Hatırlatma: Bu içerik ilgili uzman danışman tarafından izleyicilerimizi bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Kendinizin veya çocuğunuzun sağlığı ile ilgili her konuda, bir tıp doktoruna veya çocuk eğitimi ve psikolojisi alanında çalışan uzmanlara danışmanızı tavsiye ederiz.

YORUMUNUZ / GÖRÜŞÜNÜZ

MESAJINIZ GÖNDERİLİYOR,
LÜTFEN BEKLEYİNİZ...

MESAJINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER. MESAJLARINIZ SAYFAMIZDA YAYIMLANMAYACAKTIR. YALNIZCA İÇERİK GELİŞTİRME AMAÇLI DEĞERLENDİRİLECEKTİR.

FORMDAKİ BAZI BİLGİLER EKSİK.
LÜTFEN GİRDİĞİNİZ BİLGİLERİ GÖZDEN GEÇİRİRMİSİNİZ...

GÖNDER